Her karanlıktan sonra aydınlık, her umutsuzluktan sonra yeni umutlar vardır

Hayatın kahpeliği değil, insanların sahteliği yıpratır insanı!

Bu yazıma böyle bir cümleyle başlamak istedim. Biz toplum olarak zor zamanlarımızda ve dar günlerimizde kenetlenmeye başlarız. Yardıma koşmak için kapı çalarız. Akrabalıklar, komşuluklar, dostluklar, arkadaşlıklar, profesyonel iş hayatımız ve dahası hepsinde bizler aileyiz. Türkiye’de birey yok aile var diye boşuna demiyoruz. Şimdiye kadar yazdıklarım nasıl da güzel değil mi? Ama sözlerime başlarken böyle güzel ve süslü cümleler niçin kurmuş olabilirim?

Dün hayatımın en garip olayını yaşadım. En garip diyorum çünkü sizlere de anlattıktan sonra hak vereceğinizi biliyorum. Baştan sonra kadar ne yazdıysam biliniz ki doğrudur. Bazı yorumlar gelecek. Diyeceksiniz ki senin pencerenden bakınca evet doğru diyorsun ya öteki taraftakiler? Onlar tamamen yanlış olamazlar değil mi? Evet bu hayatta kimse tamamen haklı veya haksız olamaz. Herkesin her olay içinde haklılığı ve haksızlığı vardır.

Haklılık meselesini en sona bırakalım. Şimdi sürükleyici olaya tanık olalım. Siz okurken olayı yaşıyor gibi hissedeceksiniz. Ben de böyle hissetmeniz için elimden geleni yapacağım.
12 Ocak 2021 yani bu yazıyı yazdığım gün başıma gelen olayı bir başka kimsenin yaşamamasını istiyorum. Büyük bir baskı ile işimden oldum. Önüme dayatılan istifa dilekçesi içerisinde yer alan cümleler diyordu ki “kendi hür irademle hiç bir baskı altında kalmadan istifa ediyorum.”. Bu cümle geçen bir dilekçe size zorla imzalatılıyor. Okurken sinirlenmeye başladınız. Olayları okumaya devam ettikçe daha fazlası olacaktır. Dilekçeyi imzaladım ve tüm sorumluluklarımı devrettim. Dilekçenin imzalanması aşamasına kadar geçen süre içinde yaşanılan stresli olaylar benim için dönüm noktası oldu. Burada her şeyi açıkça ifade edeceğim. Çünkü ben sustukça başkaları da susacaklar. Toplumumuzda bu baskı daima var olacak gibi. Geçmişte iş yaptığım bir kişi ile yollarımız ayrılmış olmasına rağmen ve selamlaşma bile yokken sosyal ağlarım, başkalarıyla yazışmaların ve telefon görüşmelerim nerede bulunmuşsa tüm her şeyi toplamış ve telefonunda arşivlemiş. Stalk yapılır da bir patronun ve aynı zamanda akademisyenin böyle çocukça işlerle uğraşacağı aklıma gelmemişti. Yaş büyük ama huylar çocuk diyebiliriz. Bu şahıs aylardır kendisiyle ilişkimiz olmamasına rağmen hakkımda bilgiler toplamaya devam etmiş. Evet beni merak edebilir ve hakkımda bilgiler toplayabilir. Bundan yana sorun yok. Buna engel olsaydım hiç bir yerde bilgilerimi ve yaptıklarımı yayınlamazdım. Ancak bir patron özellikle akademisyen bir patron böyle çocukça işlerle uğraşmaya devam ediyorsa konuşmakta fayda var. Olayları sizlerin de anlayacağı şekilde anlatmaya devam edeyim.

Bahsettiğim akademisyen patron hakkımda bilgiler topluyor toplamasına ama topladığı bilgileri sağa sola kendi evirip çevirmeleri ile paylaşıyor. Nasıl mı? Eee sonuçta bir akademisyen kimliği de var ve dolayısıyla etkileyicilik becerisi, patron kimliği de var ve dolayısıyla bu ikisi de birleşince ortaya yerin altını bile bilen adamlar çıkıyor.

Akademisyen patron kendi işleri ile meşgul olmaktansa daha önemli iş olan Harun Geçit’i dosyalama ya arşivlemeye devam ediyor. Doğrusu burada anladığım ya bana fazlasıyla hayran ya da beni çok kıskanıyor. Sebebini bilmiyorum ancak masum olmadığından eminim.

Topladığı tüm ekran alıntılarını, başkalarıyla yaptığım görüşmelerdeki ekran alıntıları, sesli mesajlar ve çağrı kayıtları. Yani bunları toplayan karşı dava açsam hakkımdır. Ne amaçla beni topluyorsun desem yeridir. Beni neden arşivliyorsun? Beni neden dosyalıyorsun? Ben pek masum olmayan adama kendi fikrimle cevaplar vereyim. Başka insanları nasıl dolandırdığını ortaya çıkardığım için kuyruk acısı çekiyor. Sağa sola konuşur ve ikna etmeye çalışır. Ama asla kendi kalbinde geçen kirli oyunları da anlatmaz. Olaylara bizzat tanık olan başka dostlarım da var. Bu dostlarımdan bir tanesi de bu kişiye iş yapmış olup parasını alamamıştır. Kendisine iş yapıp hala parasını alamayan bir kaç tanıdığım daha var. Neyse mesele para değil, dürüstlük. Dürüst olacaksın ve dürüst hareket edeceksin. Kahpelikleri ve dolandırıcılıkları açıklamaya devam edeyim. Bu yazı epeyce uzun olacak gibi.

Bir medya şirketine hizmet satmak için görüşmeler yaptık ve anlaşmaya vardık. Hizmetin teslimi yapılacak sırada bazı anlaşmazlıklar oldu. Anlaşmazlıkların olması gayet normaldir. Bu tür durumlar her sektörde olabilir. Anlaşmazlıklardan kaynaklı olarak vermiş olduğum emeklerin boşa gitmemesi için işi dışarıdan yapmayı kabul ettim. Zaten alacağım bir ücreti şirketle anlaşmanın bozulması ile kaybetmemek için bir çalışan olarak almalıydım. Emek verdiğim bir işin priminden olmaktansa o işi farklı yöntemlerle çözebilirdik. Şirketin medya şirketiyle anlaşması bozulduktan sonra benimle sözel olarak bireysel anlaşma yapıldı. Çünkü hakkımı yerde bırakmaya niyetim yoktu. Emeklerimin boşa gitmesine gönlüm razı gelmedi. Karşı tarafın taleplerini kabul ettim ve sürece başladım. Ancak bu süreç içinde medya şirketi yeniden işlerini yaptığım şirkete ulaşıp bu gizli anlaşmayı açıklamış. Üstelik bazı yanlış bilgilerle. Kendileriyle de alakalı olan kısımları da kesip yalnızca benimle yapılan yazılı diyalogları paylaşımlar bizim akademisyen patronla. Akademisyen patron bunları arşivlemiş.
İkinci sırada ise çalıştığım şirketle akademisyen patron arasında yapılan iş anlaşması. Bu iş anlaşmasına göre akademisyen patron, çalıştığım şirketin patronunu o kadar muhteşem kazıklamıştı ki ben bu durumu fark ettiğimde şaşırdım. Durumu nasıl lehimize çeviririz diye patronumuzla istişare ettik ve akademisyen patronun sattığı ürünü iade edip o ürünün 4 katı daha yüksek özellikler içeren bir başka ürünü 1/7 fiyatına aldık. Yani 7 kat kazık atmak diye buna derler. Ve şimdi servisler stabil bir şekilde aktif süre çalışmaya devam ediyor. Bu kazıklama olayının da açığa çıkması akademisyen patronun sinirlerini epeyce yükseltmiş olacak ki beni stalklamaya devam etmiş. Akademisyen birinin bu kadar boş işlerle meşgul olacağını düşünmemiştim. Kazık atarken iyi ama ortaya çıkması kötü. Evet beyefendi haklısın. Zoruna gidecek tabii ki. Bu süreçlerden sonra çalıştığım şirket patronu cebine para iadesi almış olmasına rağmen beni haksız bulduğu için işime son verdi. Kazık atan akademisyen patron ama işinden olan ise basit bir çalışan.

Burada diyecek iki cümlem var. Vicdanınız rahat edecek mi? Ettiyse de sizden de evlatlarınızdan da bu çıkmayacak mı sanıyorsunuz?

Başka söze gerek yok. Sahte olmayın yeter…
Vesselam.

Sosyal ağlarda paylaşın

Benzer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir